Adana Şube

     
Antalya Şube

     
Diyarbakır Şube

     
Eskişehir Şube

     
İstanbul Şube

     
Mersin Şube

     

 

LİCE

Tarihi

 

Lice bölgesinde çok eski tarihlerde yerleşik hayatın başladığı bilinmektedir. Lice’deki Asur kitabeleri M.Ö.7000’li dönemlerdeki arkeolojik bakır çağı son Neolitik döneme tanıklık etmektedir. Yörede M.Ö. 3000’lere ilişkin ilk bilgiler Hurri – Mitanni halkına dayanmaktadır. M.Ö. 14. Yüzyıl sonlarında Hurri – Mitanni egemenliğine son veren Asurlular oldu. Frig akınları Asur devletini zayıflatınca, yerel prensler öz yerlerinin sahibi oldu. Bu döneme ait belgelerin azlığı nedeniyle bu prenslikler hakkındaki bilgiler azdır.

 

Nirbi Prensliği’nin Lice ve Hani yörelerinde hüküm sürdüğünü Asur ve Urartu kaynaklarından öğreniyoruz. Bu dönemden sonra Lice’de çeşitli medeniyetler hakim olmuşsa da Lice daha çok Asur hakimiyetinde olmuştur. Daha sonra bölgede sırasıyla Med, Pers, Makedon, Partlar ve Roma hâkimiyeti sürmüştür. Lice M.S 622 – 639 yılları arasında Bizans ( Doğu Roma ) hâkimiyetine girmiştir. Halife Hz. Ömer zamanında Lyaz Bin Ganem ve Halid Bin Velid komutasındaki ordular Bizans’la savaşarak tüm Diyarbakır ve ilçelerini ele geçirdiler.

 

Hz. Ali ile Muaviye arasında yaşanan Sıffin Savaşından sonra “Hakem Olayı” ile Muaviye halife seçilince Emevi devleti kuruldu. Böylece tüm El-Cezire (Mezopotamya) ve Diyarbakır, Emevi devletine bağlanmış oldu. Emevilerin yıkılmasından sonra bölge Abbasi’lerin eline geçti. Abbasi’ler sürekli olarak Bizans’la savaşması sonucu zayıfladı ve bölge Mervaniler’in hâkimiyetine geçti. Mervaniler döneminde Lice ve Diyarbakır en sakin yıllarını yaşadı. Mervaniler’den sonra Lice ve Diyarbakır Büyük Selçukluların hâkimiyetine geçti. Bölge Melik Şah’ın ölümüne kadar Büyük Selçuklu denetiminde kaldı. Melik Şah’ın ölümünden sonra büyük bir otorite boşluğu yaşandı. O sırada Suriye’de yaşayan Melik Şah’ın kardeşi Tutuş kendi hükümdarlığını ilan etti. Tutuş 1098 yılında haçlılarla girdiği savaş sonrası ölünce bölge 1121 yılına kadar Ahlatşahlıların elinde kaldı. 1121 yılından sonra bölge Mardin Artukluları ile Hasankeyf Artukluları arasında el değiştirdi. 1222 yılında Diyarbakır ve çevresindeki tüm kaleler İlhanlılar tarafından yağmalanmış ve bir süre sonra Eyyubi hâkimiyetine geçmiştir.

 

Bundan sonra bölge Eyyubi Anadolu Selçuklu savaşlarına sahne oldu. Bölge 1259–1302 yılları arasında Anadolu Selçuklu Devletine bağlı kaldı. İlhanlı hükümdarı Gazan Han (1259-1304) II. Suriye seferi sırasında Diyarbakır ve bölgesini Mardin Artuklularına bıraktı. Böylece bölgede İlhanlılara bağlı bir Artuklu yönetimi tekrar başlamış oldu. Bundan sonra yerel amirler tarafından yönetilmeye başlanan Atak (Lice) Meyafarikin, Amid kaleleri bu durumlarını 1390’lı yıllara kadar korudu. 1394’te Timur Diyarbakır’ı kuşatarak aldı. Timur daha sonra bölgenin yönetimini Kara Yülük Osman’a bıraktı. Böylelikle yöre 1401’de Akkoyunlu yönetimine girdi. Safavi’ler 1502’de Şurur Savaşı’nda Akkoyunluları yendikten sonra ülkenin her yanına hâkim oldu. Ancak çeşitli iç isyanlar olmaya devam etti. Bu durum 1517 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgeye hâkim olmasına kadar devam etti.

 

Bunca savaştan sonra Lice ve Diyarbakır Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyetine girerek belli bir istikrar yakalamıştır. 1517 yılında Osmanlı egemenliğine giren Lice bu sırada önemli bir yerleşim yeri olup Atak sancağına bağlıydı. Bundan sonra giderek önem kazanmaya başlayan Lice 1871 yılında ilk defa Diyarbakır’a bağlı bir ilçe konumuna gelmiştir. Genç, Hani ve Kulp Lice’nin bucakları olarak görülmüştür.1890’da da Kocaköy Lice’ye bucak olarak bağlanmıştır. 20 Nisan 1924 tarihli Teşkilat-ı Esasiye kanununun 89. maddesi sancakları kaldırmış ve idari taksimat vilayet, kaza, nahiye ve köy şeklinde tespit edilmiştir.

 

Bu konuma dayanılarak Lice, Diyarbakır iline bağlı bir ilçe olmuştur. İlçe 6 Eylül 1975 yılında büyük bir deprem felaketi geçirmiştir. 2367 kişi hayatını kaybetmiş, ilçe merkezi tümüyle hasar gördüğü için dağın aşağı tarafına yeniden inşa edilmiştir. Yine aynı depremde yaklaşık 35 köyde birçok can kaybı ve ağır hasar meydana gelmiştir.

 

Lice Adının Kökeni

Diyarbakır’ın en eski tarihe sahip ilçelerinden biri olan “Lice”nin adına ilk kez Asur kaynaklarında rastlanmaktadır. Bu kaynaklara göre bölge “ŞİRİŞA” olarak adlandırılmakta idi. Kaynaklarda; “ 1. Tiglatpileser ( M. Ö. 1116-1090) Asur kralı olunca, Diyarbakır ve yöresini egemenliği altına almak amacıyla bu yöredeki yerel prensliklere saldırdı. Yöre halkı ŞİRİŞA bölgesine çekildi. Ancak kral, ŞİRİŞA yöresine gelerek buraya sığınanları ortadan kaldırdı”. şeklinde geçer. Görüldüğü gibi bu sıralarda yöre ŞİRİŞA olarak adlandırılmaktadır. “Lice” adının ne zaman kullanılmaya başlandığı bilinmemekle birlikte “Holuris” ten geldiği sanılmaktadır. Holuris, İllirisis, İlice ve daha sonra Lice biçiminde değişmiştir. Osmanlı Devleti’nin 1540 ve 1564 yılı tahrir defterlerine göre “Ilıca”, “Atak” (Entax ) sancağına bağlı bir köydür. Holuris, İllirisis ve daha sonra İlice veya Lice ile Ilıca arasındaki benzerlik hemen göze çarpmaktadır. “Ilıca” sözcüğünün Osmanlıca yazılmış tahrir defterlerinden transkripsiyonu ( çevirisi ) sırasında yanlış okunmuş olması ihtimali yüksektir. Çünkü “Ilıca” sözcüğü aynı zamanda “İlice veya Lice” şeklinde de okunabilir. Yukarıdaki bilgiler ışığında bugünkü Lice yöresinin eskiden ŞİRİŞA olarak adlandırıldığı, Lice isminin de Holuris’ten gelerek daha sonra İllirisis, İlice ve nihayetinde Lice şeklini alarak günümüze kadar geldiği söylenebilir.

 

Lice'de Yaşamış Olan Medeniyetler

1.Hurr-i Mitanni Egemenliği

2.Birinci Asur Egemenliği

3.Prenslikler Dönemi

4.İkinci Asur Egemenliği

5.Bi-Zamani Krallığı

6.Üçüncü Asur Egemenliği

7.Urartu Egemenliği

8.Yörede Son Asur Egemenliği

9.Med Egemenliği

10.Makedon Egemenliği

11.Part Egemenliği ve Büyük Tigran Dönemi

12.Part-Roma-Sasani-Bizans Dönemi

13.Emeviler

14.Abbasiler

15.Büyük Selçuklular

16.Suriye Selçukluları

17.Ahlatşahlar

18.Artuklular

19.Eyyubiler

20.İlhanlılar

21.Akkoyunlular

22.Osmanlı İmparatorluğu

 

Lice - Kültür ve Turizm

 

 

1-BIRKLEYN MAĞARALARI

 

            Lice'nin batısında, Diyarbakır-Bingöl karayolunun Bırkleyn Çayı ile kesiştiği yerdedir. Dördüncü zamanda bir göçme ile dağ, Bırkleyn Çayı'nın önünü tıkamış ve çay sol sahildeki kalkerler arasından kendisine aşındırma ile yol açmış, böylece bugünkü mağara meydana gelmiştir.

Bu aktif travers mağaranın üstünde iki tane fosil mağara daha vardır. Kitabeli mağaranın doğusunda bulunan, 400 m uzunluğa sahip diğer fosil mağara oluşumlar açısından çok zengindir.

Antikçağda ölülerin yeraltı dünyasına girdiği kapı olarak kabul ediliyordu.Diyarbakır-Lice'deki Birkleyn Mağaraları'nın en uzunu. Dokuz yüz metrelik büyüleyici tünel ve ikinci mağara Asur kral kabartmaları ve yazıtlarıyla süslenmiştir.

 

 

2-ÇEPER HANI

 

Kervansaray (Han), Diyarbakır-Bingöl yolunda, Lice yol ayırımından yaklaşık olarak 5 km kuzeyde, Biryas Köyü yakınındadır. Bugünkü Bingöl yolunun sol kenarında yer alan bu Han küçük bir tepenin eteğinde, hafif meyilli bir arazi üzerinde kurulmuştur.Hanın IV. Murat zamanından kaldığı rivayet edilmektedir.

 

 

3-ESHABÛL - KEHF

 

Lice ilçesindeki Eshabûl- Kehf mağarasındaki kitabede Melik Adil isminin geçmekte ve bu ismin Artuklu hükümdarı "Melik Adil” olduğu söylenmektedir.

 

4-LİCE (ŞÎRU) ŞELALESİ          5-KABAKAYA KALESİ

           

Lice - Coğrafi Durum

 

Diyarbakır'ın Kuzeydoğusunda yer almaktadır. İlçe merkezi 1975 Depremi'nden önce Akdağ eteklerindeki Akı tepesinde kurulu iken, depremden sonra hemen aşağılarında bulunan ovaya kurulmuştur. Lice'nin Deprem öncesindeki yerleşimi eğimli ve kademeli bir düzende olup uzaktan bakıldığında sanki evler birbiri üzerine dizilmiş gibi bir görüntü ortaya çıkmakta idi.

 

Lice'nin Diyarbakır il merkezine uzaklığı yaklaşık 90 km, Yüzölçümü 1.083 km²'dir. Merkez bucağı dışında 1 bucak (Hezan-Kayacık), 13 Mahalle, 56 Köy ve 112 Mezrası vardır.

 

Lice ilçe merkezi daha önceleri Antak Kalesi'ne bağlı bir köy iken (1042 yılında) zamanla gelişmiş ve (Antak Kalesinin de zaman içinde önemini yitirmesiyle) İlçe Merkezi konumuna gelmiştir. Güneydoğu Toroslar'ın güney eteklerinde, deniz yüzeyinden yaklaşık olarak 1100-1125 m. yükseklikte kurulmuştur.

 

İlçe topraklarının bir bölümü Güneydoğu Anadolu, daha büyük olan bölümü ise Doğu Anadolu Bölgesi'ndedir. Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan Diyarbakır ilinin, Doğu Anadolu'ya sarkan diğer ilçeleri ise Çüngüş ve Kulp'tur.

 

İlçe toprakları, Güneydoğu Torosların engebeli ormanlarla kaplı, Kuzey - Güney doğrultulu vadilerle çok yarılmış kesimlerini kaplar. Hani ve Lice Yörelerinden, güneye doğru Sarım Çayı'na doğru Koz (yüksekliği 2.283 m.), Cirbir, Lis (2.220 m.) ve Adem (2.100 m.) dağları uzanır. Kuç, Şagur (Şahur Köyü) ve Mızak (Mizak) dağları ikinci sırayı; Bebek, Eshab-ı Kehf, Zırıht ve Cun dağları da üçüncü sırayı oluşturur. Dördüncü sıra ise, Piraziz, Nerip, Dakyanus ve Hezan dağlarıdır.

 

Toprakları Doğuda Kulp, Güneydoğuda Silvan, Güneyde Hazro, Güneybatıda Kocaköy, Batıda Hani, Kuzey ve Kuzeybatıda ise Bingöl ilinin Genç ilçesi ile çevrilidir.

 

Lice'nin komşuları arasında en uzun sınır; 48 km uzunluğu ile Bingöl il sınırıdır. Bingöl sınırı Kuzeybatıdaki Ecemiş Köyü, İvecik Mezrasında başlar, kuzeydoğudaki Güldiken Köyünde biter. Doğuda ise 27 km. uzunluğunda Kulp sınırı bulunur. Bu sınır kuzeydoğudaki Güldiken Köyü, Çotuk Mezrasında başlar, güneydoğudaki Türeli Köyü Dehlizara Mezrasında biter. Güneydoğu sınırında ise 8 km. uzunluğunda Silvan sınırı bulunur. Silvan ile Lice sınırını Yumru Dağı oluşturur. Silvan sınırı Türeli Köyü Dehlizara Mezrasında başlar, Kutlu Köyü Kerpiçören Mezrasında biter. Güneyde 18 km. uzunluğunda Hazro sınırı bulunur. Hazro sınırı Kutlu Köyü Kerpiçören Mezrasında başlar, Dolunay Köyünde biter. Güneybatıda ise 20 km .uzunluğunda Kocaköy sınırı bulunur. Kocaköy sınırı Dolunay Köyünde başlar, Gökçe Köyünde son bulur. Batıda ise 37 km. uzunluğunda Hani sınırı bulunur. Hani sınırı Gökçe Köyünden başlar, Ecemiş Köyü, İvecik Mezrasında son bulur..

 

İklimi

 

Yağmur

 

Yapılan ortalama ölçümlere göre Lice'nin çevreye nazaran en fazla yağışı kaydettiği görülmektedir. Örneğin; yıllık yağış tutarı Diyarbakır'ın diğer ilçelerinden Silvan'da 729 mm., Ergani'de 767 mm., Kulp'ta 1.156 mm. iken Lice'de 1.293 mm'dir. Kuzeydeki Dağların eteklerine gidildikçe yağış miktarı da artmaktadır. En fazla yağış İlkbahar'da yağarken, en az ise Yaz mevsiminde, Temmuz ve Ağustos aylarında 1 milimetre veya hiç yağış almadığı da olur. Bu aylarda ilçe arazisi kupkuru olur. Sonbaharda Kış'a nazaran daha az yağış düşer.

 

Kar

 

Diyarbakır'ın Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki ilçelerinden biri olan Lice'de Kış'lar oldukça soğuk ve yağışlı geçer. Diyarbakır ve diğer ilçelere nazaran en yoğun Kar yağışı Lice'dedir. Kar'ın yerde kalma süresi de bölgeye nazaran Lice'de daha uzundur. Aşırı Kar yağışları yüzünden Lice-Genç ve Lice-Kulp Karayolu sık-sık ulaşıma kapanabilmektedir. Kar yağışının çok olduğu ve soğuklar nedeniyle uzun süre yerde örtü oluşturduğu zamanlarda ulaşım tamamen aksayabilmektedir.

 

Akarsular

 

523 Km'si ülkemiz sınırlarında olmak üzere toplam 1.900 Km.lik uzunluğuyla Türkiye'nin en uzun 2. nehri olan Dicle Nehri'nin en önemli iki kaynağından biri ilçemiz sınırları içindeki Bırkleyn Mağaraları'ndan doğmaktadır. Bırkleyn suyu, Lice'nin yukarısında, Lice-Genç yolu üzerinde bulunan Bırkleyn mağaralarında doğar. Bir süre güneybatı yönünde akar. Sonra batıya yönelir; kimi dere sularını alarak çoğalır. Piran yöresinde (Dicle ilçesinin eski adı) Dibni (Zebene) suyunu alır. Zoğrıkelkum Köyü'nün yukarısında güneye döner. Metinan ve Amini kaleleri önünden geçerek Delucan yöresinde, Gölcük civarında doğan diğer kolla birleşir. Dicle'nin yatağı Delucan'dan sonra güneye doğru düzleşir. Diyarbakır'dan varmadan önce Devegeçidi suyunu alır. Diyarbakır'ı geçtikten sonra sağ taraftan Havar, Yenice ve Karasu derelerini, soldan da Ambar, Kuru, Pamuk, Sinan ve Batman çaylarını alır. Daha sonra Göksu ve Aşağı Hanik çaylarını da alarak Cizre sınırına varır.

Lice - Ekonomik Yapı

 

 

İlçe halkı genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Bir kesimi de ticaret ve zanaatkârlıkla uğraşmaktadır. Son yıllarda bölgede vuku bulan terör olayları nedeniyle tarım ve hayvancılık sektöründe azalma olmuş ise de geri dönüşün başlamasıyla bu sektörlerde canlanma olmuştur. Tarım ve hayvancılık alanında mesafe alınabilmesi için uzun vadeli kredi imkânları sağlanmalıdır. 1997 yılında faaliyete geçen Toprak Mermer Fabrikası 200 -250 vatandaşımıza iş imkânı sağlamıştır. 1999 yılında temeli atılan Toprak Yağ ve Yem Fabrikaları faaliyete geçmiş olup bu fabrikalarda 150-200 civarında vatandaş istihdam edilmiştir. İlçemizdeki işsizlik oranında fabrikaların faaliyete geçmesi ile azalma olmuştur.

 

 

İlçe merkezinde Türkiye Kalkınma Vakfına ait 150 öğrenci kapasiteli bir halı atölyesi bulunmakla birlikte halen öğrenci sayısı 40-50 civarındadır. Bu kursta kullanılan tezgâhların 42 adedi ilçemiz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına aittir.

 

İlçemizdeki halkın büyük kesiminin geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. İlçemizdeki arazilerin 41.346 dekarlık bölümü sulu, 358,054 dekarlık bölümü ise kuru tarıma elverişlidir. Sulu arazilerde tütün, pamuk, sebze; kuru arazilerde ise buğday, arpa v.s. hububat ekimi yapılmaktadır. Terör olayları nedeniyle azalma gösteren tarım ve hayvancılık; geri dönüşün başlaması ve devlet tarafından çiftçilere sağlanan Doğrudan Gelir Desteği ile canlanmıştır. İlçemizde, mevcut tarım arazisinin 33.815 dekarı bağ, 14.415 dekarı da meyve ağaçlarından oluşmaktadır. Son istatistiklere göre ilçemizde 4000 adet büyükbaş, 3.000 adet küçükbaş, 15.450 adet kümes hayvanı varlığı tespit edilmiştir

 

Tarım:

 

İlçe yeryüzü şekilleri bakımından engebeli bir yapıya sahip olduğundan tarım alanları fazla yer kaplamamaktadır. Ekili tarım alanlarında yetiştirilen ürünlerin başında tütün gelmektedir. Bunun yanında pamuk, sebze ve hububat ekimi de önemli yer tutmaktadır.

İlçemizin toplam yüzölçümü 1.041.800 dekar olup, bu alanın 255.740 dekarı tarım, 60.500 dekarı çayır-mera, 622.120 dekarı orman arazisi, 65.890 dekarı ise kullanışsız arazidir.

Tarım arazisinin 41.000 dekarı sulu tarım arazisi olup kaynak, dere ve kuyu sulamasıdır. Devlet sulaması mevcut değildir. Vatandaşlarımızın son yıllarda kendi imkânlarıyla kazdırdıkları kuyularla sulu tarım arazisi oranı biraz artsa da sulama suyu sıkıntısı devam etmektedir.

 

Bağcılık:

 

Ülkemizin neredeyse her köşesinde üzüm ve üzümden elde edilen ürünler, bağcılık kültürünü daha yakından tanımanın oldukça güzel bir örneğidir. Bağbozumu, üzümlerin olgunlaştıktan sonra toplanması işlemine verilen isim olarak bilinir. İlçemizde bağcılık fazlasıyla önemli bir işlev görmektedir. İlçe dışında başlayan bağlardan elde edilen üzüm ve üzümden elde edilen ürünler geçim kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Asma ağacının ve bağcılığa verilen önemi fazla olması nedeniyle bağcılık ve tarımı özel bir yer almıştır.

 

Her yıl mart-nisan aylarında ilçe halkı üzüm bağlarının bakımını, onarımını yapmakta, ekim ayında ise bağbozumunu gerçekleştirmekte ve ürün kaldırılmaktadır. Üzümün doğru zamanda hasat edilmesi gerekir. Üzümler istenilen olgunluğa eriştiğinde hasat başlar. Hasat sırasında bozuk ve küflü üzümler ayrılır. Bağbozumu zamanı ilçede hareketlilik başlar, hemen hemen bütün aileler günler öncesinden hazırlanarak bağlara gider ve bağbozumunu büyük bir uğraşla gerçekleştirirler. Üzüm suyunu elde etmek için çuvallar hazırlanır ve üzümler çuvalın içine konularak ezme işlemi gerçekleştirilir. Bu işlemden sonra üzüm suyu kaplara doldurulur ve üzüm suyunu taşımakta kullanılan tulum dediğimiz bidon ile taşınarak kaynatılmak üzere hazırlanır. Üzüm suyunu kaynatmakta kullanılan nıkre veya sitil dediğimiz büyük kaplarda kaynama işlemi gerçekleştirilmektedir. Üzüm suyu şırası kaynatılarak belirli bir kıvama getirilmekte ve pestil, sucuk, beyaz sucuk ve kesme dediğimiz ürünler elde edilmektedir. Bu ürünler daha çok halkın kendi ihtiyacını karşılamasına yöneliktir ve pek fazla ticareti yapılmamaktadır.

 

İlçemizde ayrıca ceviz ve badem ağaçları çok fazladır. Ceviz ve bademler olgulaştıktan sonra bir kısmı kabuğundan ayrılarak bir kısmı da kabuklu olarak satılmaktadır. Genellikle kabuksuz olarak ve kış aylarında pestilin içine konularak tüketilmektedir.

 

Hayvancılık:

 

İlçede büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Büyükbaş hayvancılık meraların azlığı ve yeryüzü şeklinin elverişli olmamasından dolayı ahır hayvancılığı şeklinde yapılmaktadır. Bunun yanı sıra kümes hayvancılığı da önemli bir yer tutmaktadır.

 

2007 Yılı İlçemiz Hayvan Varlığı

 

 

 

Cinsi

 

Miktarı

 

Birimi

 

Sığır     3982     baş

Koyun  2.700    baş

Kıl keçisi          9.000    baş

Fenni kovan      1800     adet

Yerli kovan       350       adet

 

 

Türkiye’de toplam sığır popülasyonunun %17’ si kültür ırkı, %44’ ü kültür melez ırkı ve %39’ u yerli ırk hayvanlardan oluşurken, bu oran İlçemizde sırasıyla %13, %20 ve %67’dir. Diğer bir deyişle kültür melez ve kültür oranı Türkiye ortalaması %61 iken bu oran Lice’de %33 ile oldukça düşüktür.

 

Sanayi:

 

Diyarbakır'ın Lice İlçesi'nde Toprak Holding tarafından yaptırılan yağ ve yem fabrikaları ile ilçede ekonomi canlanmaya başlamıştır. İşadamı Halis Toprak'ın, doğduğu yer olan İlçemizde 1997 yılında 7500 metrekare kapalı alan üzerine 12 milyon dolara yaptırdığı mermer fabrikasının ardından 2003 yılı mayıs ayında rafine ve dolum tesisleri ile ham yağ, eylül ayında da ham yağ üretim ünitelerinin devreye girmesi ile yağlı çekirdek işleyerek üretime geçmiştir. Bölgedeki en büyük ve Türkiye genelinde sektördeki en büyüklerden biri olan 65000 metrekare üzerine kurulan Toprak Lice Yağ Fabrikası işletmesi, ilçede istihdamın, kalkınmanın ve ticaretin gelişmesini sağlayan çok büyük bir yatırımdır. 150 dönüm arazi üzerinde 30 bin metrekare kapalı alana sahip olan yağ ve yem fabrikaları yaklaşık 20 milyon dolara mal olmuştur. Tesislerde üretilen yağ ve yemler başta Ortadoğu olmak üzere çok sayıda ülkeye ihraç edilmektedir. Yağ fabrikasının yıllık üretim kapasitesi 105 bin tondur. Her iki fabrikada toplam 250 kişi istihdam edilmektedir.

 

Toprak Mermer Fabrikası:

İlçemizde Toprak Holding tarafından yaptırılan mermer fabrikası 7500 metrekare kapalı alan üzerine kuruludur. 12 milyon dolara yaptırılan fabrika 2007 yılında faaliyete geçmiştir. Fabrika 150 işçiye istihdam yaratmaktadır. İşlenen mermerler iç piyasada olduğu kadar dış piyasada da satılmaktadır. Mermerin ihraç edildiği başlıca ülkeler; Çin, Endonezya, Japonya, İtalya, İrlanda, İspanya ve Suudi Arabistan’dır.

 

Toprak Yem ve Yağ Fabrikaları:

 

İlçemizde 2003 yılı mayıs ayında rafine ve dolum tesisleri ile ham yağ, eylül ayında da ham yağ üretim ünitelerinin devreye girmesi ile yağlı çekirdek işleyerek üretime geçmiştir. Bölgedeki en büyük ve Türkiye genelinde sektördeki en büyüklerden biri olan Toprak Lice Yağ Fabrikası işletmesi, bölgede istihdamın, kalkınmanın ve ticaretin gelişmesini sağlayacak çok büyük bir yatırımdır. Yağ fabrikasında kullanılan makinelerin tamamı son teknolojiye uygun olarak kurulmuş olup bilgisayar kontrollü ve “continue” sistemle çalışmaktadır.

 

2002 yılı kasım ayında üretime başlayan Toprak Lice Yem Fabrikası, Toprak Lice Yağ Fabrikası ile birlikte entegre tesis olarak kurulmuştur. Saatte 30 ton yem üretme kapasitesindedir. Peletleme kapasitesi ise saatte 15 tondur.

En ileri teknoloji ile tam otomatik ve bilgisayar kontrollü olarak “continue” sistemle her tür ve formda hayvan yemi üretimi yapmaktadır.

Bölgedeki en modern fabrika olan Toprak Lice Yem Fabrikası’nın kaliteli yem üretiminde önder olması ile piyasadaki etkinliği her geçen gün daha da artmaktadır. Yem üretim kalitesi ile bölgede hayvan yetiştiriciliğinin gelişmesini sağlamakta ve yüksek verimli hayvan besiciliğini teşvik etmektedir. Böylece bölgenin ülke ekonomisine katkısını arttırarak çok önemli bir kilometre taşı olmuştur.

 

 

 

 Kaynakça: http://www.lice.gov.tr

Kurulum : MaxiAVM